Tag

hap

Browsing

İkili ilişkilerde sıklıkla karşımıza çıkan bir sorun var, başlangıçta fazlası ile ilgili olan, kadınsı –dişil- enerjisini açığa cesurca vurup sizinle ilgilenen tabağınız veya uzun vadeli ilişki yaşıyorsanız sevgiliniz, artık eskisi gibi sıcak ve kadınsı davranmayabilir. Bu durumun içerisinden çıkmak ve kadının düşen enerjisini, ilgisini arttırmak adına yapılacak en önemli şey korku oyunudur. Korku oyununu açıklayacak olursak: İsminden de anlaşılabileceği üzere, ilişki içerisindeki kadının, ilişkinin kendisine sunduğu kaynakları – erkeğin ilgisi, duygusal faktörler, maddi durumları ve diğer kişisel durumlar- kaybetmesi üzerine kurulu bir hamle denilebilir. Devreye giren hipergami dürtüleri kendini göstermeye başlamıştır. Yanlış anlaşılmanın önüne geçmek adına açıklamakta fayda var. Korku oyunu; kadına farklı şekilde yapılan duygusal hamleler ile kadının duygusal yönüne dokunup kadına zarar vermek değildir. Ayrıca erkekler tarafından bu kadar kötü bir şekilde algılanacak bir manipülasyon tekniği de değildir. Sizler ilişki içerisinde iken gayet gerçek bir erkek gibi kendi hayat amacınız uğruna çalışırken de partnerinizin size karşı davranışları değişebilir,…

Mahalle abisi kıvamında tavsiye veren platformlardan kırmızı hapı okuyan birçok erkek “maço,komik,gizemli vs.” olacağım diye rezil oluyor ve en önemlisi neyi yanlış yaptıklarını bile tahmin edemeyecek durumda oluyorlar.⁣ ⁣ Efendim işte maço olacaksın, sert olacaksın, ciddi olacaksın, kız sana bakmaya korkacak yada sürekli espriler yapacaksın, çevrendeki insanları güldüreceksin. Gibi sadece belli kalıplara sıkıştırılmış örnekler çoğaltılabilir.⁣ ⁣ Özellikle de kadınlar için uğraş verme alt metni vardır bu öğütlerde.⁣ ⁣ Aşırı gizemli olacaksın, salaş ve bol giyineceksin havalı görüneceksin, hiç kimse senin hakkında bir şey bilmeyecek. ⁣ ⁣ Hiçbir şey başlı başına “bir” şey değildir. Erkekten de yalnızca bir şey olmasını beklemek, bunu istemek saçma olacaktır. ⁣ ⁣ Burada dengenin öneminden bahsetmek zorundayım. Yaşam kaostan, karmaşadan ibarettir. önemli olan bu karmaşayı yönetebilmektir, tek yönlü olarak karmaşadan sıyrılmak değil.⁣ ⁣ Doğada her nasıl bir denge varsa insanın da sosyal hayatındaki karakterinde bir denge olması gerekir.⁣ ⁣ Söz gelimi sürekli espiriler yapan ve insanları…

Bir önceki yazıda bir nebze de olsa; realiteden uzak değerlendirmelerin ışığında insanlara yanlış bir izlenim çizilen Avrupa toplumu algısından bahsetmiştim. Avrupa’daki kadınlar şeklinde yazdığım zaman veya Türkiye’deki kadınlar şeklinde yansıttığım aman her zaman istisnaların olduğunun farkındayım. Oturmuş bir sistemlerinin olduğunu söylemiştim. Bu sistemin gelenekselci  yapısı, kuşakların birbirinden aşırı kopuk yaşamasını engelliyor. Son 70 yıldır da top ekonomik olarak kalkınma içerisinde olan bu toplumun, kuşaklar arasında büyük ekonomik uçurumlar da yok. Ki bunlar çok önemli, çünkü bir kişinin ailesinin gençken yapabildikleri, çocuklarının hayata bakışını, hayata karşı duruşunu çok fazla etkileyebiliyor. Kendi gençliğinde sahip oldukları, inşa ettikleri ve muhafaza ettikleri sistem sayesinde birçok şey yapabilmiş bir insanın kendi çocuğunu yetiştirmesi ile, bir çok şeyden mahrum bırakılmış inşaların çocuklarını yetiştirmesi malesefki bir değil. Kendileri birey olabilmiş, kendi düşünce sistemlerini, kültürel birikimlerini oturtabilmiş bu insanlar, daha iyisini haliyle çocuklarından da bekliyor. Tabi ki sadece çocuklarından bunu bekleme kalmıyor,…

Erasmus öğrenci değişim programı ile İtalya’da, oranın en sosyokültürel olarak karışık şehirlerinden birisi olan Napoli’de yaşadım. Erasmus ile gitmeden öce totalde 55 ve 32 gün olmak üzere iki ayrı şekilde Avrupa’ya yolculuğa çıktım. İnterrail yapan insanları görüp planladım ve ama onlar gibi yapmadım. İnterrail biletine para vermedim otostop ile gezdim. Kalacak yere para vermek istemedim, çoğu yerde kamp yaptım, çeşitli uygulamalar üzerinde tanıştığım insanlar aracılığı ile konaklama problemimi çözdüm. Totalde 28 ülkeyi gezdim. Bunu söylememin bir sebebi, kendi gözlemlerimi 3 5 insan görerek yapmadığımdır. Bir fikir belirtmek için yeterli örneklem genişliğine eriştiğimi düşünüyorum. Diğer sebebi ise, yapmak istedikleri işlere adım atmaya korkan insanların problem çözmek yerine, problemlere odaklanmasının nelere mal olduğunu göstermek istedim. Napoli kendine has kültürü ile diğer Avrupa şehirlerinden de farklı bir yapıya sahip. Her türlü düşünceyi hayat biçimini sizlere sunan bir yer. İnsanların kafasında olan klasik Avrupa şehir yapısından farklı bir yer.…

Sizle alfa olmak istemiyorsunuz. Sizler insanların sizi alfa olarak görmesini istiyorsunuz ve insanlardan aldığınız tepkiler doğrultusunda buna inanmak istiyorsunuz. Bahsettiğim şey “fake it, until make it” yani “yapana kadar taklit et” kavramından farklı. Bu bir adımlama yöntemidir. Olmak istediğin kişiye ulaşmak için seçtiğin yolda senden önce gitmiş olanların yaptıklarını incelemek, bir şeyi nasıl yaptıklarını izlemek ve onları taklit etmek; bu hareketler senin bünyende doğal seyrini bulana kadar yapman gereken bir şey. Öğrenmenin yöntemi budur. Tekrar edeceksin ne zamanki bir işin hareket mekanizmalarını anladın, işte bu andan sonra kendine uygun modifiye etmen gerekiyor. Alfa taklidi diye nitelendirdiğim olay ise bundan daha farklı, gelin inceleyelim. Kişi kendisine bir rol model seçiyor veya rol modelini kendisi oluşturuyor. Kendisinin nasıl olması gerektiğini tasarlıyor, hem de her ayrıntısı ile. Sonra bu kişi tasarladığı karakterin özelliklerinden zahmetsiz bir şekilde değiştirebileceklerini belirliyor. Mesela saç modeli, kıyafet seçimi, taktığı gözlük, giydiği gömlek artık buna ne dersek. Hem başkalarının…

Kendini bu şekilde görenlerin sayısı bir hayli fazlalaştı. Başkalarının kendisini bu şekilde görmesini isteyenlerin sayısı da sürekli artıyor. Redpill felsefesinin bazı insanları bu düşünceye ittiğini düşünebilirsiniz ama sorun Redpill felsefesinde değil. Maalesef ki birçoğumuz büyüme çağında kendisine yol gösterecek doğru düzgün birisini bulamadı. Bizden öncekiler kendilerine verilenle yetinmek zorunda olan bir nesildi. Erkeklik algısını sorgulamak ve sistematikleştirmek gibi bir gayeleri yoktu. Tabı bu konuda onları suçlamıyorum. Bir toplumun bir düşünceyi geliştirmek için, belirli özelliklere sahip olmasının yanında, zamana ihtiyacı vardır, stabil ilerlemeye ve refaha ihtiyacı vardır. Bunlar sağlanmadığı sürece toplumsal bir ilerleme görülemez. Bireyler ilerler. Türkiye gibi gündemi sürekli değişen, içindeki insanların sürekli hayat mücadelesi vermek zorunda olduğu bir yerde, tutup da insanlara siz neden çocuklarınıza doğru düzgün rehber olmadınız diyemiyorsunuz. Babalarından gördükleri geleneksel yaklaşımlar her nesilde biraz daha azaldı, Bu kişilerin yoğun mücadelesinin verdiği bıkkınlık, dünyanın giderek küreselleşmesi geleneklerin yanlış olduğunu ve uzaklaşılması gerektiğini gösterdi. Toplumda bir birey…

Evli olmadığın veya 6 ay içerisinde evlenmeyi planlamadığın bir kadın ile aynı evde yaşama. Rollo Tomassi’nin Demirden Kanunlar serisine kaldığımız yerden devam ediyoruz. Özgürlük dediğimiz kavramı birçok insan yanlış anlıyor. Özgür olmak; sınırlara tâbi olmamak; kısıtlamaya, koşullara, zorlamaya bağlı olmamaktır. Tamını bu şekilde olan ifadeyi, kendi hayatımıza hem somut hem de soyut olarak, sınırlar olmadan yansıtamayız. Sınırlar olmadan özgürlüğün olması mümkün değildir. Özgürlüğününüz kendi belirli sınırlar içerisinde yaşayabilirsiniz. Ancak bu şekilde ortak bir özgürlük anlayışı oluşturabilir. Sınırların, sınırlamaların olduğu fakat bunların içerisinde kişilerin özgür olduğu bir düzen olmalıdır. Eviniz sizin toplumdan izole olduğunuz, kendinizle baş başa kaldığınız, gardınızı indirdiğiniz güvenli alanınızdır. Burada konfor alanındaki gibi bir güvenli alandan bahsetmiyorum. Burası; sizin “kişisel hayatınızın, bireysel özgürlüklerinizin” güvence altına alındığı yerdir. Bireysel veya başkalarıyla yaşayacağınız özgürlük için sizin sahip olduğunuz sınırlardır. Evlilik dediğimiz olay; iki insanın aynı sınırları kullanarak, aynı sınırlar içerisinde birbirine bıraktıkları yer kadar…

İlgi: belli bir olay, etkinlik, şey ya da kişiye yakınlık duyumsama ve ona öncelik tanımadır. Her insan ilgi duyar ve ilgi bekler. Bizler sosyal varlıklarız. Yaptığımız hareketler, içinde bulunduğumuz sistem içerisindeki ilerleyişimiz daima birisini etkiliyor. Bir insanın bu karmaşık sosyal ağda yaptıkları ve ya zamanında yapmış oldukları nedeniyle toplum tarafından ilgi görmesi yanlış bir şey değildir. Bir insanın zaman harcayarak, emek vererek, bir şeyler üretmesi ve bunun karşılığında toplumdan bir şey beklemesi yanlış bir şey değildir. Bu bir yerde toplum olmanın getirisidir. Kulağa ilk duyulduğunda acımasızca gelse de bütün ilişkilerimiz çıkar ilişkisidir. Çıkar ilişkisi daima fayda zarar değildir, her zaman çıkar ilişkisi lafını duyduğumuzda aklımıza bu geldiği için kötü anlamlar çağrıştırıyor. Fayda – fayda ilişkileri fayda – ve hiçbir şeyin değişmediği ilişkiler de vardır. Aslında toplumların sosyal yapısını güçlendiren şey; birbirinden farklı küçük gruplar arasındaki fayda – zarar, zarar – zarar ilişkisini en aza indirip…

Seninle seks yapmayı erteleyen veya seninle seks yapmayı ertelediğini ima eden bir kadın asla beklemeye değmez. Tomassi’nin Demirden Kanunlarının ikinci maddesindeyiz. İlk yazımda da belirttiğim gibi; Redpill felsefesini okumaya başlamış bir çok arkadaşımız okuduğu yazıları kendi içerisinde bulunduğu ortama göre revize etmeden harekete geçmeye çalışıyor. Şimdi öncelikle bu kuralda Rollo ne demek istemiş onu anlatayım daha sonrasında ise gördüğüm yanlışlardan ve bu yanlışların içerisine nasıl düşmemeniz gerektiğinden bahsedeyim. Bakın “Erkek adam” hayatının kontrolünü eline almış kişidir. Güçlü olandır yani kendisini ilerlemeye adamış ve kendi kalesini güçlendirmek için durmaksızın çalışan idealleri olan net bir çerçevesi olan insandır. İlişkilerde “Ödül” olan sizsinizdir. Bir erkeğin ilişkide verdikleri bir kadınınkinden daha fazladır. Bir erkek olarak siz sahip olduğunuz şeyi yani zamanınızı verirsiniz. Siz ilgi verirsiniz. Siz bir kadın ile birlikteyseniz zaten kadının inanılmaz filtreleme sistemini geçtiğiniz için o konumdasınızdır. Yani siz ödülsünüz. Kadınlar bir bunu yapmıyor mu? Onlar ilgi ve zaman vermiyor mu?  Diyebilirsiniz.…

Rollo Tomassi 2013 yılında Rational Male isimli bir kitap yayınladı. Bu kitap red pill camiasında büyük ses getirdi. Bu felsefenin kurallarını sistematik, neden sonuç ilişkileri içerisinde anlatan muazzam bir eser ortaya koydu. Mesela Hipergami terimin popülerleşmesini sağladı. Bu eseri kırmızı hap ile ilgilenen herkesin okuması gerekli. 2015 yılında geldiğimizde The Rational Male – Preventive Medicine isimde bir devam kitabı çıkarttı. İlk kitabında; Demirden Kanunlar adı verdiği, erkeklere ilişkilerinde ve bu maskulen yaşam düzeninde uymalarını söylediği öğütlerini yazdı. Bu öğütler red pill camiasında çok popüler fakat bu öğütleri genellikle olduğu gibi çevirip paylaşıyorlar. Bizim halkımızın en büyük problemlerinden birisi hep bu olmuştur. Dünyadaki büyün ideolojileri kendi kültür ve dinamiklerine adapte etmeden, revize etmeden kullanmaya çalışmışlardır. Bu ideolojinin ne olduğu ve ya dünyanın başka yerindeki insanlara ne gibi faydalar sağladığı önemli değildir. Eğer ki, bir düşünceyi kendi toplumunun dinamiklerine dayandıramazsan; kısa vadede fayda sağlamış bile olsan uzun vadede mutlaka zararını görürsün. …