Tag

Kadın

Browsing

Toplumda yaygın bir kanı vardır; kadın, yalan söyleme konusunda daha beceriklidir. Aslında bu yanlış bir görüş daha doğrusu eksik bir görüş. Yalan söylemek kompleks bir iştir, bir çok veriyi kullanarak bir olay örgüsü oluşturursunuz, ikna ediciliğiniz için vücut dilinizi ayarlarsınız. Gerçekten zor bir iştir. Toplumsal zekâ dağılımına baktığımız da düşük zekâ seviyesinde erkekler çoğunlukta, orta zekâ dağılımında eşit, yüksek zekâ seviyelerinde erkekler daha fazla. Ki bu söylediklerimden lütfen tetiklenmeyin arkadaşlar. Dağılımdaki sayısal farklılık, mesela zeki kadın yoktu demek değildir yada erkekler geri zekalıdır demek de değildir. Gerek kadınların sosyal hiyerarşisinin işleyişinden dolayı gerekse yukarıda var olan dağılım yalan söyleme mekaniklerini kadınların daha ustaca kullanmasına neden olmuş olabilir. Aklınıza yalan paradoksu gelebilir, iyi de yalanı iyi söyleseydi zaten yakalanmazdı gibi. Doğru fakat toplumda oluşan kadınlar daha iyi yalan söyler algısı çok da yakalandıkları için değil, daha çok kendi istediklerini aldıktan sonra kişilerin içine düştükleri fark etmesi ortaya…

Bir önceki yazıda bir nebze de olsa; realiteden uzak değerlendirmelerin ışığında insanlara yanlış bir izlenim çizilen Avrupa toplumu algısından bahsetmiştim. Avrupa’daki kadınlar şeklinde yazdığım zaman veya Türkiye’deki kadınlar şeklinde yansıttığım aman her zaman istisnaların olduğunun farkındayım. Oturmuş bir sistemlerinin olduğunu söylemiştim. Bu sistemin gelenekselci  yapısı, kuşakların birbirinden aşırı kopuk yaşamasını engelliyor. Son 70 yıldır da top ekonomik olarak kalkınma içerisinde olan bu toplumun, kuşaklar arasında büyük ekonomik uçurumlar da yok. Ki bunlar çok önemli, çünkü bir kişinin ailesinin gençken yapabildikleri, çocuklarının hayata bakışını, hayata karşı duruşunu çok fazla etkileyebiliyor. Kendi gençliğinde sahip oldukları, inşa ettikleri ve muhafaza ettikleri sistem sayesinde birçok şey yapabilmiş bir insanın kendi çocuğunu yetiştirmesi ile, bir çok şeyden mahrum bırakılmış inşaların çocuklarını yetiştirmesi malesefki bir değil. Kendileri birey olabilmiş, kendi düşünce sistemlerini, kültürel birikimlerini oturtabilmiş bu insanlar, daha iyisini haliyle çocuklarından da bekliyor. Tabi ki sadece çocuklarından bunu bekleme kalmıyor,…

Erasmus öğrenci değişim programı ile İtalya’da, oranın en sosyokültürel olarak karışık şehirlerinden birisi olan Napoli’de yaşadım. Erasmus ile gitmeden öce totalde 55 ve 32 gün olmak üzere iki ayrı şekilde Avrupa’ya yolculuğa çıktım. İnterrail yapan insanları görüp planladım ve ama onlar gibi yapmadım. İnterrail biletine para vermedim otostop ile gezdim. Kalacak yere para vermek istemedim, çoğu yerde kamp yaptım, çeşitli uygulamalar üzerinde tanıştığım insanlar aracılığı ile konaklama problemimi çözdüm. Totalde 28 ülkeyi gezdim. Bunu söylememin bir sebebi, kendi gözlemlerimi 3 5 insan görerek yapmadığımdır. Bir fikir belirtmek için yeterli örneklem genişliğine eriştiğimi düşünüyorum. Diğer sebebi ise, yapmak istedikleri işlere adım atmaya korkan insanların problem çözmek yerine, problemlere odaklanmasının nelere mal olduğunu göstermek istedim. Napoli kendine has kültürü ile diğer Avrupa şehirlerinden de farklı bir yapıya sahip. Her türlü düşünceyi hayat biçimini sizlere sunan bir yer. İnsanların kafasında olan klasik Avrupa şehir yapısından farklı bir yer.…

Libido; temelde cinsel içgüdü, cinselliğe duyulan yoğun arzuyu tanımlar. Libido vücudumuzdaki androjen hormonlarla ilişkilidir. Hem erkeklerde hem kadınlarda mevcut olan androjen hormonlar libidonun itici gücünü oluşturmaktadır. Libidonun tek belirleyici unsuru hormonlar değildir. Psikolojik etmenler de bir hayli önemlidir. Libido üzerinde östrojen hormonun da etkisi vardır. Kadınlarda da testosteron libidonun temelini oluşturur iken östrojen cinsel duyarlılığı arttırır. Kadınların mensturasyon döneminde meydana gelen androjen artışı libidoda belirgin bir artış sağlar. Bu libido artışında daha çok hormon etkisi ön plandayken ovulasyonun – yumurtlamanın – olduğu dönemde ise pik yapmış östrojen seviyesi ve aynı zamanda devreye giren üreme içgüdüsü gibi psikolojik etmenler, androjen hormonlardan daha baskın bir şekilde libido üzerinde rol oynar. Mensturasyon siklusu sürekli olarak homon seviyelerinin değişmesine neden olmaktadır. Kadınlarda hâkim hormon östrojendir ve bu değişiklik büyük çoğunlukla östrojen seviyelerinin azalıp artması ve belirli dönemde zaten miktarı az olan testosteron miktarı üzerinden sağlanmaktadır. Erkeklerde ise , kadınlardaki gibi yüksek miktarda östrojen üreten…

Kadınlar anlık yaşarlar. Burada, hayatını planlayamazlar veya mantıktan yoksundurlar demiyorum. Bahsettiğimiz olay hipergami dürtünün bize nasıl yansıdığıdır. Kadınların hisleri anlıktır, geçicidir. İlişkilerde sizin için harika olan ve hissettirdiklerini asla unutamayacağınız bir olayı silip atmaları çok kolaydır. Çünkü erkeklerin duyguları ve algıları belirli bir mantık temelinin üzerine kuruludur. Safi duygusallık, duygularına göre karar vermek kadınlara has özelliklerdir. Sizlere daha sonradan anlatacağım Briffault Kanunu bunu neden yaptıklarını bizlere güzelce anlatır. Erkeğin hiyerarşisinin işleyişi ve hayattaki kaynaklara ulaşmasında izlediği yol oldukça  lineerdir ve daha çok kesinlikler içerir. İki sonuçlu olaylar bizim hayatımızın işleyişini belirlemede önemli bir yere sahiptir. Gelişen ve küreselleşen dünyada güçlü erkeğin tanımı değişmiştir. Gücün tanımı değişmiştir. Güçlü değilsen kaybedersin. Yerinden kalkmadığında geride kalmaya mahkûmsun gibi iki sonucu olan denklemler halen bizim hayatımızı ve hiyerarşide nasıl yer edeceğimizi belirliyor. Günümüzde olmasa bile binlerce yıldır benzer kurallardan geçerek oluşturduğumuz bu hiyerarşik düzen bilinçaltımıza kazındı ve mantığımızı da etkiliyor. Kadınların kendi aralarındaki hiyerarşik…