Kazein, sütte ve birçok süt ürününde bulunan bir proteindir.Son zamanlarda kötü bir üne sahip tıpkı buğdayda bir protein olan glüten gibi, kazein bazı insanlar için problemli olabilir.

Bazı insanlar kazein duyarlılıklarının otizmi olan kişiler için sorun yaratmada rol oynayabileceğini – henüz kanıtlanmamış- ancak en azından mantıklı olabileceğini düşünüyor. Ne yazık ki, bu spekülasyon genel popülasyona genişletildi ve şimdi birçok insan süt ürünlerini tüketmiyor çünkü kazein konusunda endişeliler.

Kazein gerçekten çok mu kötü? Tek kelimeyle, hayır, öyle değil. 1991’de Kalle Reichelt adlı bir Norveçli doktor, kazeinin (ve glüten) otizmde rol oynayabileceğini varsaydı. Otizmi olanların idrarında farklı peptidlere sahip olduklarını iddia etti.Buna dayanarak kazeinin (ve glütenin) otizme sahip kişilerde tamamen sindirilemeyeceğini ve özellikle vücuttaki opioid alıcılarında hasara yol açabileceğini iddia etti.

Sonuç olarak, glütensiz, kazein içermeyen diyetler günümüzde otizmi tedavi etmek için yaygın olarak kullanılmaktadır. Bununla birlikte, bu diyetler hala çalışmalar tarafından doğrulanmadı.

Tabii ki, bazı insanlar üzerinde bu diyetler için bazı olumlu sonuçlar vardır ancak bunun kazeinle ilgili bazı doğal problemlerden dolayı olup olmadığı hala açık değildir.Örneğin A1 süt tüketildiğinde şişkinlik, gaz, rahatsızlık hissi oluşturmasının bazı çalışmalarda laktoz intoleransı dediğimiz süt şekerininin hazmedilememesi durumuna aslında A1 in sebep olabileceğine dair ispatlar da sunulmakta.

Ayrıca, böyle bir teoriyi tüm nüfusa genellemek bir hatadır. Kanıt, en azından insanların ezici çoğunluğu için kazeinin sorun yaratmadığı yönündedir. Sadece bu değil, kazeinin bazı önemli faydaları var.

Birincisi, kazein yüksek kalitede bir proteindir ve özellikle peynir altı suyuyla birleştirildiğinde, protein kalitesi olağanüstüdür. Proteinler arasında hem yüksek kalitede olması hem de çok yavaş sindirilmesi kazeini benzersiz kılar. Bu yararlıdır çünkü dolaşımdaki amino asit seviyelerini yüksek tutar.

Sonuç olarak kazein benzersiz bir anabolik kaliteye sahiptir. Egzersiz yapanlarda, yaralanmalarda veya hastalıktan iyileşmekte olanlarda bu çok önemlidir.

İnek sütü ortalama %3,4 protein içerir. Bunun %2,7 ‘si kazein ve %0,6 ’sı whey proteinleri ve %0,1 ‘i NPN den oluşur.

Sütün içindeki Beta kazeinler ise A1 ve A2 şeklinde sınıflandırılabilir.

İkisi arasındaki fark sadece bir amino asittir.

A1 de “Histidine” A2 de ise aynı pozisyonda “Proline” bulunur. A1 tip süt içildiğinde, sindirim sonucu Beta Kaze Morfin –7 (BKM-7) oluşur, A2 tip süt içildiğinde BKM-7 oluşmaz.  A1 ve A2 sütün farkı budur.

BKM-7 ise vücutta morfin benzeri etki gösterir.

Rivayete göre Avrupa’da 8 bin yıl önce bir sığır sürüsünün genetik mutasyona uğraması sonucu A1 türü kazein üreten tür inekler ortaya çıkmış. Enteresan olan ise bu mutasyon sonucu ineklerin daha fazla süt veriyor olması! Yani aslında A1 kazeini üreten belirli bir grup hayvan var ve maalesef süt üretiminde tercih ediliyorlar.

Bu arada anne sütünde, keçi ve koyun sütünde A1 bulunmaz.

Sadece A1 kazeininin sorun yaratma potansiyeline sahip olduğuna dair bazı inançlar var. Yapılan bir çalışmada BKM-7 enjekte edilen fareler bir müddet sonra otizm ve şizofreniye özgü hareketler sergilemeye başlamışlar.

Ayrıca çalışmalarda LDL değerlerini altüst ettiğine dair de bulgular var. Dr Bob Elliot ve Dr Murray Laugesen 2001 yılında yaptıkları çalışmada kalp hastalıklarıyla A1 in yüksek korelasyonu olduğunu açıkça ortaya koymuşlardır.

A2 kazeini sorunlu olmayabilir veya tamamen sağlıklı olabilir. Konunun gözden geçirilmesinde (Bell, Grochoski ve Clarke, 2006) yazarlar: “Yüksek seviyelerde kazein A2 varyantı içeren süt tüketen popülasyonlarda kardiyovasküler hastalık ve tip 1 diyabet insidansı daha düşüktür. Ayrıca, A2 varyantı ile süt tüketimi daha az şiddetli otizm ve şizofreni belirtileri ile ilişkilendirilebilir. ”

A1 ve A2 değişkenlerinin sonuçları henüz net değildir ve bu farklılıkların genel nüfus için hiç önemi olmayabilir. Aslında, aynı derlemede (Bell, Grochoski ve Clarke, 2006) yazarlar, bebeklerin A1 sütünün teorik olarak sorunlu kısmını absorbe edebildiklerini ancak yetişkinlerin yapamadığını söylemektedir.

Bununla birlikte, bütün bunlara ek olarak, eğer A2 ineklerinden süt bulmakla ilgileniyorsanız ve yurtdışındaysanız tümü ağırlıklı olarak A2 olan Jersey, Guernsey veya Brown Swiss cinsi inek sütlerini tercih etmelisiniz.

Bizim ülkemize özgü inek ırklarında ise (Türk Holsteini, Doğu Anadolu Kırmızısı,Güney Anadolu Kırmızısı,Yerli Kara, Boz Irk ) A1 tip süt üretimi yok denecek kadar az. Ama maalesef yok olmak üzereler.Çünkü diğer ırklarda birim hayvandan alınan süt daha fazla!! Ve süt sanayii daha fazla süt alınan ırkları tercih ediyor. Tabii ki içtiğimiz sütler de maalesef A1 -A2 karışık sütler oluyor.

Son olarak çölyak hastalarının, mide ülseri olanların ve bilhassa bir yaş altı bebeklerin A1 tipi sütten kesinlikle uzak durması gerekir.

Kaynaklar:

1- A Peptide Found in Schizophrenia and Autism Causes Behavioral Changes in Rats

2-   Devil in the Milk: Illness, Health and the Politics of A1 and A2 Milk Paperback – March 9, 2009 by Keith Woodford (Author), Thomas Cowan (Foreword)

3-  Yerli sığır ırklarımız : Bilal Sarı

4-  Ischaemic heart disease, Type 1 diabetes, and cow milk A1

beta-casein. Laugesen M1, Elliott R.

5- eczacidansaglik.com

Author

Comments are closed.